eğer resmi bir eğitim kurumunda çalışıyorsanız seminer ve dönem sözcüklerinin yan yana kullanılması bile midenize krampların girmesi için yeterli olur.
çünkü bir öğretmen bilir ki okullar kapandığında asla bir öğretmen için kapanmamıştır. okullar açıldığında öğretmen için zaten çoktan açıktır ve neredeyse bir aydır o açık okul midesine doğru cereyan yapıyordur.
seminer dönemi denilen gayet manasız ve sinir bozucu dönem, devlet ya da özel farketmez tüm eğitim kurumlarında uygulanan bir sistemdir.
okullar kapandıktan sonra sene içinde yeterince çalışmadıkları için sene sonunda daha iyi çalışırlar diye düşünülen öğretmenler 3 haftalık bir süre daha okula gidip gelirler. karnelerin düzenlenmesi, planların teslim edilmesi, rapor ve tutanakların elden geçmesi için verilen bu sürede idareciler aman öğretmenciklerimiz tatile çıkmadan seminer alsınlar, iyi olsunlar, hoş olsunlar diye bir dizi seminer düzenler.
bu seminer dönemi bir de okulların açılışından 3-4 hafta önce yapılır. özel okullarla devlet okullarında bu süreler fark eder elbette.
yeni dönemde neler yapacaklar, hangi hafta hangi faaliyetler yapılacak, hangi kitaplar okutulacak, ne etkinlikler olacak diye oturulup planlanır. zümreler belirlenir. eğitim seminerleri düzenlenir. yıllık planlar hazırlanıp onaylatılır. garip olan sıkı bir çalışmayla bunların hepsinin bir haftada da yapılabilecek olmasıdır. ama tatil dönüşünde herkesin rehavet içinde olduğunu düşünen idareciler öğretmenleri sıkı tempoya sokmamak için onlara bunları yapmaları için 3-4 hafta verir. bu süreçte sabahtan akşama kadar okula gidip gelir öğretmen. en zor olan da okullar açılmadığı için çocuklarını bir yere bırakamayıp okula getiren öğretmenlerin halleridir.
öğrenciler olmadan okulun ne kadar cici gözüktüğünü gören yeni öğretmen adayları “heyy iyi ki bu mesleği seçmişim, şuna bak ne şirin masalar, tahta canım tahta” deyip daha çabuk imza atarlar sözleşmeye. öğrenciler gelmeden sözleşmeler bu yüzden imzalatılır
)
eğitim yılı başladığında duvarlar bile seminer dönemindeki duvarlar olmaktan çıkar çünkü. bu ne? bir ayak izi mi? tavandan örümcek adam mı geçti
)
hala o ayak izinin tavandaki sırrını çözemedim bu arada…
seminer dönemi öğretmenlerin korkulu dönemidir.
en korkunç olanı ise genel kurul toplantıları.
bakın yine mideme bir sancı saplandı.
bir toplantı sabah 8′de başlayıp akşam 9′da biter mi? biter mi dedim pardon ertesi gün sabah devam etmek üzere kesintiye uğrar mı, diyecektim.
bu genel kurul kafada kurum kurum kurulur, öğretmenler yorgun ve oksijensizlikten bayılmak üzere olana kadar devam eder. dışarıda ağlayıp zırlayan öğretmen çocukları kapıyı yumruklar. müdür ters ters bakış atar hoca hanımlara. bayanlar iki büklüm toplantıdan çıkmak için izin ister çocuklarını susturmak için.
şu okul işleri enteresandır.
işlerini zamanında yapmayan, kendi başlarına hazırlanmayı beceremeyen öğretmenler yüzünden çıkartılmış olduğunu düşünüyorum bu dönemlerin.
öğretmenlik yaman şey…tatilde yapılıyorsa daha yaman.


