hazır elim klavye görmüşken ve aklıma da gelmişken eski günleri yad etmek isterim.

  • kendisiyle yaptığımız özel bir görüşmede eğitim hocamız arkadaşımla bana öğretmenlik yapmamamızı söyledi. bizim ruhumuza uygun olmadığından emindi. dinlemedik. iyi mi ettik hala kararsızım. ama bol bol yazmamı söyledi. ben de öyle yaptım.
  • okulu son sınıfta bırakıp tekrar üniv.sınavına girmeye kalkan arkadaşlarımız oldu. şaşkınlıkla seyrettik.
  • öğretmenlik uygulamaları dersi kapsamında staja gittiğim ilk gün dersin hocası tam bir devlet memuru kafasıyla kitabı elime tutuşturup öğretmenler odasında dinlenmeye gitmeye çalıştı. yemediiiiim. izlemeye geldim ders anlatmaya değil.
  • stajımı yaptığım okula öğretmen olarak gittiğimde ihl’den kendi öğretmenimle aynı zümrede çalışma fırsatı buldum. bir öğrenci için gurur verici ama zor bir deneyimdi. öğretmeniyle aynı okulda çalışmak herkese nasip olmaz ama çok zordur. öğrencilikten çıkmak uzun sürer.
  • bu kadar yıl dersimden kaçan çok çocuk oldu. en azından bana çekmişler diye seviniyorum. su içmek için kaçan birinci sınıflardan bahsediyorum :) )
  • sınıfta kaybettiğim bir çocuk oldu. çocuk bir anda çıkmış sınıftan. farkında bile değildim. müdür yardımcısının gelip velisinin çocuğu almak istediğini söylediğinde ve çocuğu sınıfta bulamadığımızda fark ettim. acı bir tecrübeydi. ama şimdi komik geliyor :)
  • daha büyük çocuklar daha kolay değildir. böyle düşünenler oluyor şaşırıyorum. mesela son yıllarda uğraştığım öğrencilerle daha çok yoruldum. ana sınıflarında yerlerde yuvarlanıyorduk ama bu kadar harap olmuyordum. teorim şu; küçük çocuklar bir şey yaptığında çocukluğuna verebiliyorsun ama 18′in üzerindekiler yaptığında yok artık diyor ve kızıyorsun.
  • kesinlikle daha yorucu ama küçüklere öğretmenlik yapmak daha tatlı.
  • bunun yanında küçükler daha sert eleştirebiliyor. anında satabiliyor, hiç yokmuşsun gibi yapabiliyor. sevgisini çok şiddetli ve büyük gösteriyor ama baloncuk gibi geçici olabiliyor. bir sonraki yıl dersine gelmediğinde sana kızabiliyor. bunu hiç anlamadım mesela. ders programını ben ayarlamıyorum demek yeterli olmuyor :) senden nefret ediveriyor. ve bitiriyor içindeki her şeyi. tuhaf :)
  • ders çalışmak kesinlikle çok zevkli bir şey. bir amacın varsa tabii.
  • beni müdüre ya da genel müdür makamındakilere neyse işte bir makama şikayet eden çok öğrencim oldu. hiçbiri resmi kurumda değildi.
  • fakültede öğrencilerle güzel vakit geçireceğimizi söylüyorlardı. fark  ettim ki kişi kendi kendine hoş vakit geçirmeyi bilmezse öğrencilerin sayısı 100′ü bulsa bir işe yaramaz. kendi mutlu olmayı bilmeyen etrafındakileri de mutlu edemez, onlarla mutlu olmayı da öğrenemez.
  • her şeyden nefret eden eleştiren her şeye bir kulp bulan ergen tiplere öğretmenlik hiç keyifli değildir. onlarla aynı kıtada yaşamak bile zor ne öğretmenliği:)
Yorumlar
  1. kûbra diyor ki:

    Sınıfta bir çocuk kaybı.Trajikomik güldürdünüz Hocam beni;)) burda böyle demesi kolay tabi ki ay o anı düşünemiyorumm.

  2. birdamla diyor ki:

    ahh sorma…o an çocuğa seslenip sınıfta bulamamak. komedi filmlerinde olur böyle şeyleeeer.
    1. sınıf çucuğu işte.hem de çantasını bile toplayıp kaçmış. o derece yani. son ders olunca çıkıvermiş zili beklemeden:)

  3. hatice diyor ki:

    hocam büyükler baya yormuş sizi anlaşılan. bilmiyorum ki ben de var mıydım zamanında bunların arasında?

    ama biliyor musunuz hocam sizi çocuklarla ilgilenirken görmek ayrı bir zevk verirdi herhalde(biran hayal ettim de:))

Yorum yapın

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Değiştir )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Değiştir )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s